TOPRAK HUKUKU

Toprakla ilgili hüküm ve kaideler. Osmanlı Devleti bir İslâm devleti olduğundan, toprak mes’elesini İslâm hukukuna göre ele almıştır. İslâm hukukunda topraklar, mülk olup olmamasına göre iki kısımda mütâlâa edilir. Her ikisinden de öşür veya harâc alınırdı, öşür alınan yerden harâc, harâc alınan yerden öşür alınmazdı.

Osmanlı Devleti’nde, bu çerçeve içerisinde, beş çeşit toprak vardı:

1- Milletin mülkü olan araziler: Sahibi belli topraklar olup, pek azı haraclı çoğu öşürlüdür. Mülk arazi dört çeşit idi:

KAPTÂN-I DERYÂ

Osmanlı Devleti bahriye (deniz kuvvetleri) teşkilâtının en büyük âmiri ve donanmanın baş kumandanına verilen ünvân. Buna Deryâ beyi veya Kaptan paşa da denirdi.

BAĞDÂD

Târihte İslâmiyet’in büyük kültür merkezlerinden ve Osmanlı Devleti’nin eyâlet merkezlerinden. Bağdâd, Abbasîler zamanında İslâm âleminin başşehri idi. Başşehir olmadan önce, Dicle kıyısında bir köy olup, halîfe Mensur burayı îmâr ederek büyük bir şehir merkezi hâline getirdi. Kısa bir sürede şehirde medeniyet, ilim ve fazîlette önemli gelişmeler oldu. Az zamanda, siyâsî, sosyal ve ilmî gelişmeler kendini gösterdi ve şehir bütün Arab yarımadasının merkezi hâline geldi. İslâm dünyâsının dört bir yanından gelen ilim ve irfan sahiblerinin meskeni oldu.

MEHTER VE MEHTERHÂNE

Osmanlı Devleti’nde; hazerde (sulhde) askerî ruhu canlı tutmak, seferde askerin cesaretini arttırıp düşmana korku vermek için kurulan askeri mızıka teşkilâtı. Mehter kelimesi pek ulu mânâsına olup, çoğulu mehterhândır. Bütün İslâm devletlerinde hükümdarlık alâmetlerinden biri olan tablhâne (mehterhane), Osmanlı Devleti’ne Türkiye Selçuklu Devleti’nden geçti. Selçuklu sultânı üçüncü Alâeddîn Keykûbât, Osman Gâzi’ye 1299’da beylik alâmeti olarak sancak ile beraber davul vs. de göndermişti.

E-Kitaplar

chmkitaplari
mreaderkitaplari
pdfkitaplari

yakında ...

NÂMIK KEMÂL

Tanzîmât devrinin meşhur gazeteci, siyasetçi, şâir ve yazarı. 21 Aralık 1840’da Tekirdağ’da doğdu. Mehmed Kemâl adı verildi. Daha sonraları Nâmık mahlasını aldı. 1889’da mutasarrıflık yaptığı Sakız adasında öldü. Bolayır’a gömüldü. Sultan İkinci Abdulhamîd Han’ın emriyle kabri üzerine türbe yaptırıldı.

ÇIRAĞAN VAK’ASI

Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ı tahttan indirip, sultan beşinci Murâd’ı tekrar tahta geçirmek için Çırağan Sarayı’na yapılan baskın. Vak’anın elebaşısı Ali Süâvî adında bir gazeteci idi. Ali Süâvî, batı ve doğu dillerini bilmesine, başarılı bir edib ve gazeteci olmasına rağmen, dengesiz bir tipti. Geçimsiz huylu olduğu için, hiç bir işde tutunamadı. Bir İngiliz hanım ile evliydi. Uzun müddet yurt dışında kaldıktan sonra memlekete dönünce, Galatasaray Lisesi müdürlüğüne tâyin edildi. Dengesiz hareketlerinden dolayı kısa bir zaman sonra azledildi.

DÎVÂN-I HÜMÂYÛN

Önemli devlet işlerinin görüşüldüğü ve karâra bağlandığı yüksek mercî. Dîvân-ı hümâyûn bugünkü Bakanlar kuruluna benzetilebilir. Diğer Türk ve İslâm devletlerinde olduğu gibi, Osmanlı Devleti’nde de Dîvân-ı hümâyûn adı ile bütün önemli devlet işlerinin görüldüğü ve karâra bağlandığı büyük dîvân vardı. Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilâtının üç büyük temel unsurundan biri de Dîvân-ı hümâyûn ve kalemleri olup, diğerleri ise, Bâb-ı asafî ile Bâb-ı defterî ve bunlara bağlı kalemlerdir.

FÂTİH KÜLLİYESİ

İstanbul’un fethinden sonra, Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan ilk büyük külliye. Külliyenin merkezinde Fâtih Câmii bulunur. Câmi, 1463’de yapılmaya başlandı ve 1471’de tamamlandı. Mimârı, kabri Fâtih’deki Kumrulu Mescidi’nin bahçesinde bulunan Sinânüddîn Yûsuf bin Abdullah’dır.

SELÎMİYE CAMİİ

Sultan ikinci Selîm Han tarafından büyük Türk mîmârı Mîmâr Sinân’a, Edirne’de yaptırılan meşhur câmi. İnşâasına 1568’de başlanıp, 1575’de tamamlandı. Çevresinde bir de külliye yapılmıştır. Külliyesi ile birlikte 28.500 m2’lik bir sahayı kaplar.

Mîmâr Sinân, bu câminin yapımına nasıl başladığını şöyle anlatır: “Sultan Selîm Han, Edirne’yi çok severlerdi. Bu şehirde büyük bir câmi yaptırmak arzusu ile buyurdular ki: “Öyle bir câmi inşâ edesin ki, dünyâ durdukça ayakta kalacak, her göreni hayranlığa götürecek ve yer yüzünde bir eşi olmıyacaktır!” Ben de gidip çalışmaya başladım.”

Pages

Subscribe to BizimSahife RSS